3 Nisan 2008 Perşembe

EŞİM OLMA KARIM OL


Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki,
Evlenecek erkeğe eskilerin
Neden ”koca” dediklerini.
Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir.
Koca demek, dağ demektir.
Ve ne kadar yüce olursa olsun,
Üstünde kar olmayan dağ eksiktir.

Dağların yücesine kar yağar diye
Kadına da “kocanın karı” demişler.
Bakma şimdi evlenenlerin
“karı-koca” ilan edildiğine.
“Koca ve onun karı” olmalıdır aslında.
Yani yüce bir dağ olmalı adam.
Kar gibi pak ve masum olmalı kadın.
Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın.
Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ,
Ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…

Eşim olma, karım ol!
Bana benzemeye çalışma sakın.
Bana benden lazım değil bir tane daha.
Ama unutma ki sensiz yarımım.
Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol!
Beni tamamla…

15 Mart 2008 Cumartesi

MİHİR


Hazreti Fâtima Validemiz (r.a-.) evlenme zamani yaklasip dügün hazirligi yapildigi bir sirada, Sevgili Peygamberimizin huzuruna çikip söyle dedi; Babacigim herkesin kizlarinin mihri altin ve gümüsle takdir ediliyor. Benim mihrim de böyle olursa seninle diger insanlar arasinda ne fark olur. Ben öyle arzu ediyorum ki, benim mihrim, yarin huzuru îlâhî'-de senin ümmetlerinin affi olarak kabul edilsin de, bir dünyalik olmasin, dedi.
    
Cenâb-i Allah(c.c.), Hazreti Fâtima Validemizin bu dilegini kabul buyurmuslardi. Hazreti Cibril gelerek Peygamberimize: «Fâtima'nin dilegi kabul edilmistir» müjdesini
getirdi. Peygamberimiz de kizindan memnun olmuslardi ki; «Aferin kizim...



Peygamber çocugu oldugunu belli ettin» buyurdular.

3 Mart 2008 Pazartesi

HZ. FATIMA'NIN ÇEYİZİ



Hazreti Ebû Bekir Efendimiz, yanına Bilâl ve Selmânı da alarak doğruca Medine çarşısına çıktı. Hazret-i Aliyle nikahı kıyılmış olan Fâtıma validemi zin çeyiz eşyasını alacak, birlikte İmam-ı Alinin evine bırakacaklardı.Cennet hanımlarının baş tacı olan Fâtıma validemizin ömrü boyunca kullanacağı ev eşyası da, bundan ibaret olacaktı.Bu çeyiz eşyasının parasını, müstakbel eşi Hz. Ali vermişti. Bunun İslamdaki adı mehirdi.Bakalım Hz. Alinin verdiği (dört yüz dirhemlik) mehirle, Resûlullahın muazzez kerime si Fâtıma validemize nasıl bir Çeyiz eşyası alınacak; cennet hanımlarının baştacı, günümüzdeki hanımlara örnek olan saâdethanesini nasıl bir çe yiz eşyasıyla süsleyecektir?

Neden sonra İmam-ı Alinin evinin kapısına bir deve yükü olarak getirilen çeyiz (doğru adıyla cihaz) eşyası indirilmeye başlandı.Ashabın her bir bir hizmetin içindeydiler. Bu mutlu günün sevinç ve huzuru, her birinin müte bessim yüzlerinden okunuyordu.Dilerseniz, Hazret-i Ebû Bekirin seçip, Bilâl-i Habeşî ile Selmân-ı Farisînin yardım ederek getirdikleri çeyiz eşyasına bir göz atalım. Bunlar nelerdi?

1-Üzerinde namaz kılınacak güzel bir seccade.
2- Üç adet üzerine oturulacak minder.
3- İçi hurma kabuğu lifleriyle doldurulmuş yastık.
4- Buğday öğütecek el değirmeni ile, su tulumu, su testisi, su bardağı,
5- Değirmende öğütülmüş buğdayın kepeğini ayırmaya yarayacak, yeni geliştirilmiş bir elek...
6- Elle örülmüş bir battaniye, havlu, üzeri yünlü deri, pösteki.
7- Sedir, yani divan.
8- Kadife yorgan...
9- Geliştirilmiş deriden mamul, yere serilecek sofra

Fâtıma validemizin bu çeyiz eşyası, Hazret-i Alinin evine indirilip içeri alınırken, durumu seyreden Allahın Resûlü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarını düşünmüş, ellerini kaldırıp, pırıl pırıl gözyaşı dökerek şöyle dua etmişti:
* Yâ Rab! Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle!*
İşte cennet hanımlarının seyyidesi olduğu hadislerle sabit olan Fâtıma validemizin ceyizi bu idi.O, bunlarla mutlu oldu. Bu eşyalarla ömrünü ta mamladı. Bunlarla huzur bulup rahat etti.


şimdiki çeyizlerle 1 değil 10 ev dolar ah bu nefislerimiz varya ölsün ölsünde bizde rahatlayalım onumda olsun, bunumda olsun, şunumda olsun.... sonra oluyoruz eşyanın kölesi..

14 Şubat 2008 Perşembe

SEVGİLİ GÜNÜ



Hadi bugün O’na (CC) sevgini göster!
Sevgililer günü ya bugün.
O’nun için bir şey yap!
O’na (cc) kendini beğendir bugün!
“Sewiyorum” diyorsun ya.
Hadi göster sevgini!..
O (CC) neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
VE
Sev O’nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
Ki, O da sevsin seni.
Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin.
Hadi bugün göster O’na sevgini!..
Sevgililer günü ya bugün..
Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,
“Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne..”
Bugün, ulaşabildiğin herkese O’nu (CC) anlat!
O’nu ve O’nun en sevdiğini(SAV).
Telefonla, yüzyüze, kavlen ve fiilen O’nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı..
O, seni senden de iyi bileni..
O, sen O’nu bıraksan da seni asla bırakmayanı..
O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini.
Sevgililer günü ya bugün..
Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya..
Bugün sen de hep O’nu düşün!
O’nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O’nu..
Meselâ;
şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!
Eğer örtülü değilsen, hiç çıkarmamak sözüyle,
Bir başörtüsü al kendine!
Kılamıyorsan, bugün namaza başla!
Meselâ;
“Kur’anı mutlaka öğreneceğim” de!
Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!
Bir ayet ezberle ve uygula onu!..
Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!..
Meselâ; bugün Sevgilini (CC) en az bir kişiyle tanıştır!
Hiç tanımadığın birine selam ver!
Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!
Meselâ;
işyerine giderken O’nu hatırlatacak bir hediye götür bugün,
Ya da çal komşunun kapısını,yüreğini bölüş,
O’nu (CC) anlat bu vesileyle..
Bugün O’nun için birşey yap!
Ama yalnız O’nun için.. Nefsini hiç karıştırma!
Cennet hesapları yapma bugün, karşılık bekleme!
Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın.
Bugün şöyle bir düşün!
Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine,
Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?..
Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?..
Yarım saat sürecek bir ziyaret için,
On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?..
Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğuk gecede?..
işverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?..
Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?..
Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl da çırpınırsın.
Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının,
SöYLE, yüzde kaçını Allah için, Habibullah için yaptın bugüne kadar?..
Evet bugün sevgililer günü..
Sen de buluş Sevdiğinle bugün!
At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine..
O’nun sevmediği herşeye “elveda” de!
Gözyaşların armağan olsun O’na..
Gözyaşların ve zaten O’nun olan yüreğin..
Bugün ve hergün

11 Şubat 2008 Pazartesi

BU GAVURLAR BİZE YİNE NEYİ KUTLATIYOR...



SEVGİLİLER GÜNÜ
Sevgililer Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanıyor. Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar, isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu. İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden, Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine, insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat'ında Hiristiyan şehitliğine gömüldü. Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hiristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar, bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar.