28 Nisan 2008 Pazartesi

AŞKTA BÖYLEDİR İŞTE!




"Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş halde eve geldiniz ve hemen sobanın yanına sokuldunuz.
Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuz andan itibaren, her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın, sobaya en uzak köşesine oturursunuz.

İlk dakikalarda sizi rahatlatan, huzur veren ateş; yavaş yavaş canınızı sıkmaya başlamıştır.
Önce üstünüzdeki kazağı çıkarır, daha sonra evdekilerin bütün itirazına rağmen, pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsınız.

İbrahim TENEKECİ

18 Nisan 2008 Cuma

KREM ŞANTİLİ KURABİYE MÜKEMMELLLL


MALZEMELER
1 paket toz krem şanti
1 su bardağı sıvıyağ
3 su bardağı un
üzeri için; pudra şekeri

YAPILIŞI
Toz halindeki krem şanti sıvıyağ ile birlikte çırpma teliyle karıştırılır.
Un eklenir ve hamur toparlanana kadar yoğrulur.
ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanır.
Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 20-25 dakika pişirilir.
Kurabiyelerin altları hafif pembeleşince pişmiş demektir.
Kurabiyeler soğuduktan sonra üzerlerine pudra şekeri elenir.

Arkadaşlar hamurla çok fazla oynayıpta şekil vermeye çalışmayın zor toparlanan bir hamur elinizle yuvarlayıp dizin. Ayrıca benim elimde çilekli krem şanti vardı onunla yaptım çok güzel oldu tavsiye ederim. Un kurabiyesi tadında çok lezzetli şiddetle tavsiye ederim.

3 Nisan 2008 Perşembe

EŞİM OLMA KARIM OL


Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki,
Evlenecek erkeğe eskilerin
Neden ”koca” dediklerini.
Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir.
Koca demek, dağ demektir.
Ve ne kadar yüce olursa olsun,
Üstünde kar olmayan dağ eksiktir.

Dağların yücesine kar yağar diye
Kadına da “kocanın karı” demişler.
Bakma şimdi evlenenlerin
“karı-koca” ilan edildiğine.
“Koca ve onun karı” olmalıdır aslında.
Yani yüce bir dağ olmalı adam.
Kar gibi pak ve masum olmalı kadın.
Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın.
Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ,
Ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…

Eşim olma, karım ol!
Bana benzemeye çalışma sakın.
Bana benden lazım değil bir tane daha.
Ama unutma ki sensiz yarımım.
Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol!
Beni tamamla…

15 Mart 2008 Cumartesi

MİHİR


Hazreti Fâtima Validemiz (r.a-.) evlenme zamani yaklasip dügün hazirligi yapildigi bir sirada, Sevgili Peygamberimizin huzuruna çikip söyle dedi; Babacigim herkesin kizlarinin mihri altin ve gümüsle takdir ediliyor. Benim mihrim de böyle olursa seninle diger insanlar arasinda ne fark olur. Ben öyle arzu ediyorum ki, benim mihrim, yarin huzuru îlâhî'-de senin ümmetlerinin affi olarak kabul edilsin de, bir dünyalik olmasin, dedi.
    
Cenâb-i Allah(c.c.), Hazreti Fâtima Validemizin bu dilegini kabul buyurmuslardi. Hazreti Cibril gelerek Peygamberimize: «Fâtima'nin dilegi kabul edilmistir» müjdesini
getirdi. Peygamberimiz de kizindan memnun olmuslardi ki; «Aferin kizim...



Peygamber çocugu oldugunu belli ettin» buyurdular.

3 Mart 2008 Pazartesi

HZ. FATIMA'NIN ÇEYİZİ



Hazreti Ebû Bekir Efendimiz, yanına Bilâl ve Selmânı da alarak doğruca Medine çarşısına çıktı. Hazret-i Aliyle nikahı kıyılmış olan Fâtıma validemi zin çeyiz eşyasını alacak, birlikte İmam-ı Alinin evine bırakacaklardı.Cennet hanımlarının baş tacı olan Fâtıma validemizin ömrü boyunca kullanacağı ev eşyası da, bundan ibaret olacaktı.Bu çeyiz eşyasının parasını, müstakbel eşi Hz. Ali vermişti. Bunun İslamdaki adı mehirdi.Bakalım Hz. Alinin verdiği (dört yüz dirhemlik) mehirle, Resûlullahın muazzez kerime si Fâtıma validemize nasıl bir Çeyiz eşyası alınacak; cennet hanımlarının baştacı, günümüzdeki hanımlara örnek olan saâdethanesini nasıl bir çe yiz eşyasıyla süsleyecektir?

Neden sonra İmam-ı Alinin evinin kapısına bir deve yükü olarak getirilen çeyiz (doğru adıyla cihaz) eşyası indirilmeye başlandı.Ashabın her bir bir hizmetin içindeydiler. Bu mutlu günün sevinç ve huzuru, her birinin müte bessim yüzlerinden okunuyordu.Dilerseniz, Hazret-i Ebû Bekirin seçip, Bilâl-i Habeşî ile Selmân-ı Farisînin yardım ederek getirdikleri çeyiz eşyasına bir göz atalım. Bunlar nelerdi?

1-Üzerinde namaz kılınacak güzel bir seccade.
2- Üç adet üzerine oturulacak minder.
3- İçi hurma kabuğu lifleriyle doldurulmuş yastık.
4- Buğday öğütecek el değirmeni ile, su tulumu, su testisi, su bardağı,
5- Değirmende öğütülmüş buğdayın kepeğini ayırmaya yarayacak, yeni geliştirilmiş bir elek...
6- Elle örülmüş bir battaniye, havlu, üzeri yünlü deri, pösteki.
7- Sedir, yani divan.
8- Kadife yorgan...
9- Geliştirilmiş deriden mamul, yere serilecek sofra

Fâtıma validemizin bu çeyiz eşyası, Hazret-i Alinin evine indirilip içeri alınırken, durumu seyreden Allahın Resûlü, bunu onların çok göreceklerini, fazla bulacaklarını düşünmüş, ellerini kaldırıp, pırıl pırıl gözyaşı dökerek şöyle dua etmişti:
* Yâ Rab! Senin sevmediğin israftan çekinen bu insanlara, bu eşyayı hayırlı eyle!*
İşte cennet hanımlarının seyyidesi olduğu hadislerle sabit olan Fâtıma validemizin ceyizi bu idi.O, bunlarla mutlu oldu. Bu eşyalarla ömrünü ta mamladı. Bunlarla huzur bulup rahat etti.


şimdiki çeyizlerle 1 değil 10 ev dolar ah bu nefislerimiz varya ölsün ölsünde bizde rahatlayalım onumda olsun, bunumda olsun, şunumda olsun.... sonra oluyoruz eşyanın kölesi..