13 Eylül 2010 Pazartesi

HAYATTAYIM:)

Uzuuun süredir giremedim hatta blogdanda ümidi kesmiştim kapanmıştır diye. Evlilik, koşuşturmaca, iş güç evdede internet olmaması, annemdeki bilgisayarında çökmesi ve bizimde tatlı bir bekleyiş telaş içerisine girmemiz blogla olan ilişkimin kesilmesine sebebi oldu. Şöyle bi baktımda 2008'de blogumu açmıştım 2 sefer çökmüştü birincisinde ne olduğunu hiç anlamamıştım tüm verilerim silinmişti diğerinde ise bloğuma yeni bağlantılar ekleyemiyordum bende blogu blogcudan alıp bloggere taşımıştım. Çok şükür o gün bügün bi sorun çıkmadı.

 Zaman çok hızlı akıp gidiyor evleneli 2 yılı geçmiş bile Allah izin verirse 4 ay sonrada bir bebek bekliyoruz. (üstteki resim son halim) Diyorumya zaman çok hızlı geçiyor bunu iyi değerlendirmek iyi yaşamak gerekiyor. Eşimle evlendiğimde okulu devam ediyordu bu sene bebeğin doğumuyla diplomamızıda alacağız inşaAllah. Bende onunla birlikte okudum sayılır vize geceleri, final haftaları, sayfalarca ödev, proje, tez yazımı... azmı uykusuz kaldık, ama olsun herbirinin ayrı güzelliği var. Hayatta herşeyi bitirip tamam şimdi evliliğe hazırım evlenebilirim demekten yana değilim, Kesinlikle evliliğe yaşanması paylaşılması gereken şeyler bırakılmalı diye düşünüyorum bu herkesin hayat akışına göre değişir. Kimi bizim gibi okurken evlenir kariyer yapma çabasıyla uğraşır onun güzelliğini yaşar, kimi ev, araba gibi yatırımları evliliğe birakır onun hırsı, azmi ve çabasıyla biyerlere gelmeye çalışır ve gelmek istediği noktaya ulaştığındaysa arkasına dönüp baktığında gördüğü manzara hayat arkadaşıyla adeta parmaklarıyla kazıyarak el ele geldiklerini görür. Bu manzara bence her evli çiftin görmek isteği şeydir. Hep demiştirim hazır eve girmeyi herkes ister ama bırakın eksikleriniz olsun, olsunda hayatın tadını çıkarın yaşadığınızın farkına varın. Evlenirken bazılarının hep sorduğu şeydir evin varmı araban varmı ne kadar maaş alıyorsun... Hiç sorulmaz namaz kılıyormusun, zekat veriyormusun diye müslümansak önce sormamız gereken bunlardır diye düşünüyorum. Ben eşimle tanıştığımda öğrenciydi işide yoktu, ama maneviyatı vardı nişanlandığımızda yine işsizdi çevremdekiler nişanlın ne iş yapıyor dediklerinde öğrenci dediğimde ee nasıl evleneceksiniz diyorlardı ben Allah büyük derdim ve nişanlandıktan sonra kpss sınavlarında bi şansımı deneyeyim diye başvurdu ve 98 puan ile bulunduğum şehirde yüksek maaşlı bir kuruma yerleşti Ve Allah büyük hiç bir zaman kulunu zorda bırakmıyor siz yeterki Yaradana güvenip kalbinizi ferah tutun 15 ay nişanlı kaldık birikimimizi yapıp hadi evlenelim dedik tarihi belirledik. Herkes üzerine düşen görevide fazlasıyla yapınca herşeyimiz dört dörtlük olmayıda geçti. Neyse çok uzattım. Kitap mı yazıyorum yaa hiç dur diyende yok kaptırmışım gidiyorum 4 ayın acısını çıkarıyorum sanırım neyse işte böyle inşaAllah bundan sonra daha sık girerim. Allah'a emanet olun.

25 Mayıs 2010 Salı

KISA BİR TATİL KAÇAMAĞI YAPIP GELDİK

 Kaçamağımızın sebebi görümcemlerin sünnet düğünüydü. Düğün öncesinde
Klasik bir İstanbul turu yaptık.

                                       
Sünnet çocuklar için çok eğlenceli geçti iİbiş, Palyaço, Nasrettin hoca gibi tiplemeler çocukları çok eğlendirdi.Büyükler içinde iyidi Semazen, Dini sohbet ve ezgi grubu vardı. Mütedeyyin aileler için bu tür organizasyonlar çok iyi oluyor eskiden yoktu bu tarz şeyler düğünlerimiz ilahiyle başlar oda kasetten sonra bi hoca gelir konuşur gider ve düğün biterdi.


Benim hiç büyümeyen kocişim elinde sünnet asası:) sonradan dayanamadı kepinide taktı....yiğenlerini kıskandı sanırım.


Altın kızlar gibi sıralanmışız:) kayınvalidem, ben ve görümcelerim


 Sünnet annemizin türbanı ve kıyafeti çok zarif olmuştu.

 

Ertesi sabahta Antalya'ya uçtuk.


İstikamet yine sahinn bu sefer yeni yerindeydik çokda güzel olmuş ıssız sessiz doğayla başbaşa bir ortam yapmışlar eski yeri Alanya'daydı ve tüm rus otelleriyle içiçeydi sahili bile üssüzlerle paylaşılıyordu bu yüzden sahili görmeden tatili bitiriyorduk. Ama şimdi sahil tamamen otele ait gerçekten çok süper olmuş... 

 


 

Bir kusru var oda merkeze çok uzak olması biz uçakla gittik havaalanı transferleri sezon açılmadığı için hizmet vermiyordu. Bu yüzden biraz zahmet çektik sabah 11:00'de Antalya'ya indik saat 14 de otele giriş yapabildik. Havaalanından çıkıp havaş servisiyle vasıtaların olduğu yere gittik oraya indiğimizde taksi şöförleri benim tesettürlü olmamdan dolayı sanırım alnımızdada yazmadığına göre:) kardeş sahinn'emi düz 60 tl ye götürürüm dediler. Fakat biz ilçe servislerini tercih ettik hem ucuzdu(2 kişi 16 tl) hemde ilçelerde durarak gittiği için daha zevkli olacağını düşündük öylede oldu.


Dönüştede Antalya turu yaptık tarihi mekanları gezdik

10 Mayıs 2010 Pazartesi

SALİHA HANIMLAR ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar gününü “Anneler Günü” olarak kutluyoruz. Peki annelerimize adanan bu özel gün nasıl ortaya çıktı, ne zamandır kutlanıyor hiç merak ettiniz mi? İşte bu özel günün doğuşu…
Tarihteki ilk anneler günü kutlamaları, antik Yunan’da, tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarına dayandırılabilir. 1600’lerin İngiltere’sinde “Anneler Pazarı” kutlanırdı.
“Lent” adı verilen ve Paskalya’nın 40 gün öncesinden başlayan sürecin dördüncü pazarında kutlanılan “Anneler Pazarı” ile, bütün İngiliz anneler onurlandırılırdı.
O zamanlar yoksul İngilizler’in çoğu, varlıklı ailelerin yanında hizmetçilik yapmaktaydı. Çalıştıkları evler çoğunlukla kendi evlerinin çok uzağında kaldığından, hizmetçilerin işverenlerinin yanında yaşamasına izin verilirdi. “Anneler Pazarı”nda hizmetçilere izin verilir, evlerine gidip günü annelerinin yanında geçirmeleri teşvik edilirdi.
“Anneler Pastası” denilen özel bir pasta, bu kutlamayı daha da özel kılardı.
Hıristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasıyla kutlama biçim değiştirerek “Kilise Ana” kutlamasına dönüştü. Kendilerine hayat veren ve kötülüklerden koruyan gücün “Kilise Ana” olduğuna inanılırdı. Zamanla kilise festivali ile “Anneler Pazarı” kutlamaları karıştı ve insanlar, kiliseyle birlikte annelerine de şükranlarını sunar oldular.

BARIŞA ADANAN BİR GÜN
ABD’de Anneler Günü ilk defa 1872’de Julia Ward Howe tarafından, barışa adanan bir gün olarak önerildi. Bayan Howe her yıl Boston’da Anneler Günü kutlamaları organize etti.
1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis adında bir kadın, ulusal bir Anneler Günü için kampanya başlattı. Bayan Jarvis, West Virginia eyaletinde annesinin bağlı olduğu kiliseyi, annesinin vefatının ikinci yıldönümü olan mayısın ikinci pazarında, Anneler Günü’nü kutlamaya ikna etti. Ertesi yıl Anneler Günü, bütün Philadelphia’da kutlanmaya başladı.

1914′TE RESMİ AÇIKLAMA GELDİ
Bayan Jarvis ve onu destekleyenler bakanlara, iş adamlarına ve politikacılara, ulusal bir Anneler Günü ilan edilmesi için dilekçeler yazmaya başladılar. 1911’de arzuları gerçekleşti ve Anneler Günü tüm eyaletlerde kutlanır oldu. Başkan Woodrow Wilson, 1914’te resmi bir açıklama ile Anneler Günü’nü ulusal tatil ilan etti. Böylece Anneler Günü’nün, her yıl mayısın ikinci pazarında kutlanmasına karar verilmiş oldu.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde Anneler Günü’nün farklı tarihlerde kutlanmasına karşın, Danimarka, Finlandiya, İtalya, Türkiye, Avustralya ve Belçika’da Anneler Günü mayıs ayının ikinci pazarında kutlanmaktadır. 
 E buda gavur icadı desek yeridir:(

Aşağıdaki klipte hanım sahabeleri ve anneleri anlatıyor insanın tüyleri kabarıyor ve sonrada durup düşünüyor ben ne için yaşıyorum...



18 Şubat 2010 Perşembe

AYRILSAK ÖLÜRÜZ BİZ-YUKARI BAK

Eşime ne zaman akşam gelirken bitane film kapta gel desem o hep istisnasız iki film kapar:) biri benim için diğeride yine zorla benim için çünki 2. film hep çizgifilm ya da animasyon olur. Çocuk ruhlu kocişim benim hiç büyümeyecek:((( Yine benim film istediğim günlerden bir gün. Ve animasyonlara karşı tüm önyargımı alan film YUKARI BAK!

Bu animasyonu güzel bir müziklede kliplendirmişler iyide etmişler pek hoş olmuş.


Evlenirken tüm herşeye hayat arkadaşınızla karar vermek kadar güzel birşey yok. Biz öyle yaptık biribirimizi seçerkende kendimiz karar aldık, eşyalarımızı alırkende, gelinlik ve damatlığımızı seçerkende hep ikimizdik. Bence iki kişi evlenirken biraz zorluklara göğüs germeli diye düşünüyorum hazır eve kapı açmayı herkes ister ama bence o evin çokta kıymeti olmaz insan istediklerine ulaşmak için biraz çaba güç sarfetmeliki malının kıymeti olsun israfa kapı açmasın.....

Hiç bir zaman hayallerinizi ertelemeyin sonra herşey için çok geç olabiliyor... Rabbim sizleri her daim sevdiklerinizle mutlu hayırlı kılsın...


3 Ocak 2010 Pazar

MEKKENİN FETHİ

YILBAŞI NEDİR
Hz.İsa'nın doğumundan yaklaşık 350 yıl sonra ROMA'da ortaya
çıktı.Bu dönemde Roma İmparatorluğunun her yerinde güneşe tapılıyordu.Roma
İmparatorluğu güneşperestlik ile Hristiyanlığı birleştirerek güneş tanrısının
doğum günü olan 25 Aralığı Hz.İsa'nın doğum günü olarak kabul
etti.
Kutlamalarda
mutluluklarını dans, içki,ışıklandırma,ağaçları süsleme,hindi kesme,eğlence gibi
etkinliklerle kutlarlardı.İşte 25 Aralık ,1 Ocak arası bu sebeple eğlence
günleri olarak kutlanırken hindi yemeği yemekde bir adet haline
getirilmiştir.
Tek
Allah'a inanan Müslümanlar!!!
Temeli putperestliğe ve bozulmuş
Hristiyanlığa dayanan yılbaşı yerine getirirken yukarıdaki
bilgileri ve Peygamberimizin aşağıdaki sözlerini karşılaştırarak yerinizi tespit
ediniz.
"Ey
İman Edenler,Benim de düşmanım,sizinde düşmanınız,onları dost edinmeyin.Onlar
size gelen gerçeği inkar etmişken,onlara sevgi gösteriyorsunuz." (Müntehine
Suresi Ayet:1)




MEKKENİN FETHİ

1 Ocak tarihinin müslümanlar için özel bir önemi vardır. Bazıları şuursuzca yılbaşı kutlarken, müslümanlar da Mekke'nin fethini kutlamalılar.

Mekke şehri Peygamber(a.s) tarafından 1 Ocak 630 tarihinde fethedilmiştir. Bu fetih öyle anlamlıdır ki, müslümanlar zorla çıkarıldıkları Mekke’yi hiç silah kullanmadan, bir damla kan akıtmadan teslim almışlardır.

Fethin bu kadar kolay olmasının sebebi Allah Rasûlünün ve müslümanların insanların gönlünü fethetmesiydi.

Müslümanlar 8 yıl ayrı kaldıkları vatanlarına Allah'ın lütfu ve vadinin gerçekleşmesi ile fethetmeşlerdir. “Elbette Kur'an-ın tebliğini üzerine farz kılan Allah, seni yine (Mekke’ye) döndürecektir.” Vadi gerçekleşmiştir.

Mekke'nin fethi mesajlarla doludur. En önemli mesajlardan biri zulmün baki olmayacağıdır. Hiçbir zulüm ebedi değildir. Müslümanlar zulme uğrasa da, sıkıntıya düşse de mazlumların yardımcısı Hz. Allah’tır. Mekke’den, yurtlarından sürülen müslümanlar böyle inanıyordu. Yapılanları Allah'a havale ediyorlardı. Mazlumla Allah arasında perde olmadığına inanıyorlardı.

İslâm peygamberine ve ona inananlara yapılan zulüm geri tepmiş, hicretle müslümanlar güçlenmiştir. Mekke’den kovulanlar 10 bin asker olarak Mekke’ye geri dönmüştür. İşte bu mazlum insanlar, Mekke'nin fatihleri olmuş ve tarihe geçmişlerdir.

İşte yılbaşında şuursuzca kutlamalara katılanlara karşı, Mekke'nin fethinin kutlanması, alternatif olay olarak sunulmakta, taşkınlıklar ve çılgınlıklar bir nebze önlenebilmektedir.

Mekke'nin fethi gerçekten kutlanmaya değer islâm tarihinin önemli bir dönüm noktasıdır.




Biz ailece 31 aralık gecesisini her sene olduğu gibi bu özel insanlarla, ilahi, Kuran-ı Kerim tilavetleri, slayt gösterileri ve konuşmacıların o engin bilgilerinden faydalanarak geçirdik Elhamdülillah...