7 Ağustos 2009 Cuma

BEN YAPTIM

Salonum kırmızı siyah ve beyaz renklerden oluşuyor bende odayla biraz daha bütünlük sağlaması için avizemin bazı taşlarını kırmızı ve siyah renklerde boyadım. Boya malzen nediye soran olursa gülmeyin sakın! OJE

Bunlarda ikea'dan aldığım mumluk ve peçeteliklerim kenarlarına zincir halinde satılan taşlardan alıp silikonla yapıştırdım.Mobilyamdada bu taşlardan kullamıldığı için odayla bütünlük sağladılar.




Üstekilerden artan malzemeylede wc'deki aynamada renk getirdim.


Bu ise kırılan aynamı saklamak için yaptığım girişim sonuç olarak işimi gördü ve kırık olduğunu benden ve sizden başka kimse bilmiyor:)) 


22 Haziran 2009 Pazartesi

EVLİLİK ÜZERİNE HOŞ BİR YAZI

Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,saçları taralı,dişleri fırçalanmış adam yada kadını sevmek kolaydır
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın köründe uykudan uyandırdığındaki
en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarıyla kanepede yastıklara sarılıp
sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir

Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir

Bu durumda evlilik;
hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor denilebilir…
Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir,
hep beraber olmak istersin, banyodan gelen su sesi bile
onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir

Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün…

Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin

On tane ayakkabısı varken, onbirinciye sahip olmakla mutlu olacak diye,istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin

Zamanla olmaktan çok birşeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin

Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek,
dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olarak görülüyorsa,
o kadının saçlarının hiç yağlanmadığını ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil,
bir Amerikan filminde karakterlerden biri olmaktır,,

Bu hayallerle yola çıkıldığında,

damat ilk gece gelinin saçlarından onlarca firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketelerini çıkaramayıp kuaföre söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır

Evlilik, sadece aşk değildir

Evlilik; ev arkadaşlığı, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik,
ayrı kökenlerin birlişmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir..

Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama tek başına ayakta tutamaz…


Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız,
yalan olmuştur o evlilik

Aşk evlilikte gider gelir

Halıya kola döktüğünde aşk biter Ama o, halıyı temizleyebilirse
gene aşık olunur

O aradaki sinir evresini aşabilenler, ellinci yıla kadeh kaldıranlardır

Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır

Zafer, direnenlerin olur
Can Dündar

7 Nisan 2009 Salı

1 NİSAN GAFLETİ



15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.

En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz,bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.
İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır.

Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış,yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan 1 Nisan'lar, bir şakagünü olarak kutlanmaktadır.

25 Kasım 2008 Salı

APARTMANDA CİVCİV BESLİYORUZ


Aslında artık bu halde değiller horoz ya da tavuk olma yolunda baya bi ilerleme kateddiler bu resim evlenmeden öncesine ait ev daha yeni yerleşiyor. Civcivlerimizi balkonda besliyoruz aslına bakarsanız bende bu kadar büyüyeceklerini düşünmemeştim artık sesleride kart çıkmaya başladı. Komşulardan şikayet gelmesse iyidir. Bizim evdeki balkonlar birbirini görüyor ben geçenlerde ön balkona çıktığımda bide ne göreyim diğer balkondaki civcivimiz akrobatik hareketler sergiliyor nasıl yani derseniz cizciv balkon demirinin üzerinde ip üzerinde yürüyen cambaz gibi yürüyor Allah'ım nee yapacağımı şaşırdım hışt pişt desem düşer hiçbirşey yapmadım benide görüp heyecanlanmasın diye hemen içeri girdim(beni sanırım anneleri sanıyorlar kapıyı her açtığımda ayaklarıma dolanıyorlar) neyse oda sonra inmiş aşağıya ama bi sabah yem vermek için balkonu açtığımda civcivlerden biri yoktu aradık ama bulamadık akşam zilimiz çaldı baktım bi çocuk teyzeeee horozunuz düşmüş diyip getirmezmi Allah'ım üzülsemmi sevinsemmi üzülmemin nedeni ne zaman teyze oldum yaaaa:((( sevinmemde malum sebep civcivimize kavuştuk  daha fazla büyüdüklerinde artık bakamayacağımızı anladık ve bir yakınımızın çiftliğine verdik. Sanırım onlarda afiyetle yedii...

25 Eylül 2008 Perşembe

TEKNOLOJİDEN UZAK YAŞIYORUZ TAVSİYE EDİLİR

Evet daha önce yazmıştım evde internet olmadığını iyikide yok insan kendine zaman ayırabiliyor hiç yemek yapmasını bilmeyen ve sevmeyen birine mutfağı sevdirip yemek yaptırabiliyor:) İnternet olmadığı içinde bloguma çok fazla giremiyorum annemlere geldikçe yazmaya fırsat buluyorum. İnternetsizlik tavsiye edilirmi? tek kelimeyle EDİLİRRR.





Şimdi yok artık daha neler diyebilisiniz ama biz tv'de kullanmıyoruz. Nişanlıyken eşimle almış olduğumuz karar iyikide yapmışız. Başlarda karamsardım evde sıkılırım ne yaparım eşim işe gidecek ben evde yalnız yapacak hiçbirşey yok vs vs.... Ama radyo var, gazete var, dergi var ee bide senden sorumlu koca bir ev var daha ne olsun. Tv aklına bile gelmiyor radyo yayınlarını dinlemek daha zevkli görüntü olmadığında dinlediğin şey daha net akılda kalıyor, radyodaki arkası yarın kuşaklarınıda adeta dizi izler gibi takip ediyorum. Ayrıca tv iletişimi tamamen koparıyor evde tv olsaydı eşim işten gelip ben biraz yemeğe kadar dinleneyim diyip tv karşısına geçen klasık erkeklerden olacaktı. Sonra yemeği yediğinde sen sofrayı toplayana kadar ben biraz dinleneyim diyip tv nin karşısına geçip haberleri izlemeye başlayacaktı ama her nedense bu zamana kadar gördüğüm tüm erkekler bir haberle yetinmeyip tüm kanallardaki haberleri izleyen tiplerdi Allah'ım mantık nedir anlamamki bir kanaldakini anlamazlar bide şunun yorumunu alayım bide bunun yav ne anladıysan odur işte habire zapping yapmanın ne alemi var. Neyse konuyu dağıtmayayım benim açımdan bunlar olmuyor bizim evde. 
EE ne yapıyorsunuz peki diyen olursa genelde yemeği yiyip kendimizi dışarı atıyoruz, ya da evdeysek isim şehir, kelime avı... gibi oyunlar oynuyoruz sohbet edip film izliyoruz. Şimdi diyeceksiniz filmi nerde izliyorsunuz. Teknolojiden uzağız dedik ama o kadarda değil evde sinama sistemimiz var haftada 3 veya 4 abartmayacak şekilde sinama keyfi yapıyoruz. İşte böyleee televizyonlar evden atıla iletişim gele. Televizyonsuzluk tavsiye edilirmi. Oda yine tek kelimeyle EDİLİRRR....

Malum evde net yok bloga giremiyorum Bayramdada şehir dışındayız şimdiden herkesin bayramı hayırlara vesile olsun. İyi bayramlar...